Tuesday, March 30, 2010

I love breakfast time!

Daha "kahvaltı" denildiğinde heyecanlanan, ağzı sulanan, 'neler neler yiycem offf' diye sevinen bir kişilik olarak ben, kahvaltı zamanlarına bayılıyorum. Hafta içi bir poğaça ile geçiştirdiğim için de bu kıymetli öğüne haksızlık ettiğimi düşünüyorum. 


Otellerin (bazılarının) kahvaltılarını gece kaçta yatmış olursam olayım kaçırmıyorum :) manyaklığın böylesi, evet. Gece odaya 4'te gelmişsin, yat uyu işte! Ama yoook, rahatsızım işte. Kahvaltı bitişine yarım saat kala fırlayıp güzel bir tabak hazırlarım kendime. Gazeteleri okurken, bir taraftan da 'hmmm hmmm' efektleri eşliğinde peynirlerimi yerim. Meyve de varsa tutmayın beni :D Ardından kahve gelir. Bir bardakta sınırlı kalmaz. Sanırım kendimi yalnız hissetmediğim tek yer kahvaltı sofrası. Şimdi düşündüm de, evet eminim. Çünkü ben tek başına yemek yemekten hoşlanan biri değilimdir. Yerim tabi ki ama bu hızlıca, keyifsiz ve efektsiz bir yemek olur. Ancak nedense kahvaltıda durum farklılaşıyor. Bırakın bir saat, hatta rica ediyorum tutmayın beni iki saat otururum. Herkes bikinisiyle iner denize, ben otururum. Ne zevk ama :D




Barselona'daki cadı restoran şefi olmasa orda da yayıla yayıla keyif yapacaktım ama kadın benden daha deli çıkınca sopamı saklamak zorunda kaldım. İspanyolca azar yemenin keyfi de bir başka oluyor canım ya :D Ben yine tek başıma (bu saatlerde sevgili Peace yemek yerine uykuyu tercih edenlerden olduğu için mışıl mışıl mode'dadır) inmiştim kahvaltı salonuna. İndiğim yer, magmaya yakın sayılabilecek, dekorasyon zevki de onla beraber al aşağı olmuş karanlık bir salon aslında... Kendime klimanın dondurucu etkisinin en aza indirgendiği bir yer seçmiştim ki cadı müdür yanıma gelip, parmağını gözüme gözüme sokaraktan "elamchacpğghampğham ğıknğkıa!!' dedi. Anlamsız bakan gözlerim yüzünden azarı ikiledi. Ben de keyfi kaçmış bir kahvaltı hayranı olarak en uçta, klimanın tam altında, kimsenin beğenmediği o mutfağa yakın masaya oturmak zorunda kaldım. Şimdi niye anlattım bunu bilmiyorum ama kadının yüzü hala aklmda :) Bir çift İspanyolca laf sallayamamış olmam ise çok pis içimde! (Reklamın iyisi kötüsü olmaz derler ama Barselona'daki H10 Hotels'in hiçbir şubesine gitmeyin. Odalar da fotoğraflardaki gibi değil. Tam bir hayal kırıklığı! Ya da gidin ve öcümü alın :D)




Yaaa... Nereden nereye...
Asıl ben sizlerle geçen gün gelen bir mail'de okuduğum kahvaltıyla ilgili bir bilgiyi paylaşacaktım.


Fevziye Sürmeli'nin yazısından alıntı:
"Eskiden, Osmanlı döneminde sabahları yemek yemenin sadece saray erkanına has bir adet olduğu, avamın ise (yani halk) sabahlarını sadece bir kahve ile geçiştirdiklerini bilir miyiz? Sanmam. Daha sonra saray erkanına ait bu adetin halk tarafından da taklit edilmeye başlanması ile avam da sabahları yemek yemeye başlamış ve kahvesini de bu yemekten sonra höpürdetmiştir. 
(...)
Cemal Süreyya; "Yemek yemek üstüne ne düşünürsünüz bilmem ama kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olmalı." 
(...)


Peki bu durum benim bir önceki hayatımda sarayla bir ilişiğimin olduğunu göstermez mi :)) Umurumda bile değil. Çünkü kahvaltı zamanlarını ben 28 senedir iple çekiyorum. O bir uçtan diğer uca uzanan, çeşit çeşit peynirin, reçelin, zeytinin, hamur işinin, omletin sıralandığı sofraların hastasıyım. Anneme de yemek yapamadığı zamanlarda kurduğu muhteşem kahvaltı sofraları sonrası 'Biz niye yemek yiyoruz ki, her gün kahvaltı yapalım' dediğim çok olmuştur. Tamam biliyorum, sağlık vs. için diğer öğünler de gerekli ama kahvaltı en gerekli!


Off diyorum!
Kızarmış ekmeğin kokusu burnuma geldi :D
Hafta sonuna çok var biliyorum. Ama hayalini kurması bile güzel. 
Kahvaltı candır, atlamayınız :)
Şimdiden afiyet olsun herkese...


PS: Kulaklara kiraz takma modası geri gelsin!


PS*: Kendi fotoğraflarımı daha sonra ekleyeceğim.
Pınar'ın sofraları da harika oluyor. İlgilenenler buraya :)

4 yorum:

HAYATIMDAKI D'ler-Pınar said...

Ama,ama sen beni çok şıamrttın şimdi... :)))

socratic irony said...

ne demek efemm :D görünen köy kılavuz istemez. inanmayanlar senin fotolarına baksın :)))

zizim bizim said...

kahvaltıyı sevmeyen biri olarak benim bile canım çekti :)

socratic irony said...

kahvaltı candır :)))
teşekkürler :D