Thursday, March 18, 2010

Sex and The City 2---coming soon :D











En sonunda geliyor!
Ben bu kadınların hepsine bayılıyorum :) (Carrie is the best)

Dizinin her bölümünü en az iki kez izlemiş, Big ile Carrie'nin her ayrılışında üzülmüş, Sam'in erkeksi cesaretini takdir etmiş, Miranda'nın laf koyma ustalığı karşısında şapka çıkarmış, Charlotte'un manyaklıklarına çook gülmüş, iflah olmaz bir duygusalım ben!

Sevgili doktor, onları arkadaşım gibi görüyorum sizce bu normal mi? :D
Tıpkı Bridget (Jones) ile Ally (McBeal)'nin bir süredir nadir görüştüğüm ama çok sevdiğim yakınlarım olması gibi...

Televizyondaki dünyayı gerçek belleme sebebimi bulabilmek için kesinlikle çocukluğuma dönmemiz gerek, haklısınız doktorcum. Lakin televizyonun içinde insanların yaşayabileceği durumu size neden bu kadar garip geliyor bir anlam veremiyorum.

Birşeyi sevmeye göreyim, hemen yakınlarımın da sevmesini isterim. Beraber hayran olalım, paylaşalım, edelim isterim. Hatta o sevdiğim herneyse öyle bir anlatırım ki, içim dışıma taşar :) 

Popülarite denen kavramı da severim, yeri geldiğinde oldies but goldies de derim. Hem sağa hem sola bakarım ama yine kafamın doğrultusunda dosdoğru giderim. Markalarla aram yok desem de, bazıları vazgeçilmezdir. Tasarım denildiğinde binbir takla atar, hayalgücünün dünyayı kurtarabileceğine inanırım. Sevdiğim filmi 3-5 ve hatta 8-9 kere izler, sevdiğim kitabı en az iki kere okur, sevdiğim şarkıyı ise tüm gün dinlerim. Müdavim olma durumunu severim. Hatta bir kafeye ya da bara gidip, 'her zamankinden' dediğim günleri şu sıralar çok özledim. 

Hayatımdaki bu tekrarlar sayesinde bir şeyleri altı çizili yaşıyorum.
Böyle yaşamayı da çok seviyorum.
Kim bilir daha ne kadar bayılacağım şey var...

Peki ben hastaysam, bu iyi bişi değil mi?


PS: Trailer'a bayıldım!



PS: Bu post'ta yeri ve zamanı gibi gelmeyebilir bu yazı... Beni çok etkiledi, paylaşmak istedim. Kimsenin elinden birşey gelmez, sabır dilemekten başka. 'Kim bilir daha ne kadar bayılacağım şey var' dedim ya, o an aklıma geldi. 



4 Comments:

Blogger Ayşe Şakarcan said...

Ben de dizinin tüm bölümlerini 2-3 kez izlemişimdir. Bu kadar hayranken 2003 yılında New york'da sokakta dolaşırken bir kalabalık görmüş, yaklaşınca da Miranda ve Carrie'nin karşılıklı oynadığı bir SATC bölümü çekildiğine tanık olmuştum. Hala unutamadığın güzel bir anıdır:)2. filmi de sabırsızlıkla bekliyorum:)

March 31, 2010 1:12 AM  
Blogger socratic irony said...

waoow inanılmaz bir his olmalı. ben ne yapardım bilmiyorum :D herhalde suratımda bir joker ifadesi öyle bakakalırdım. unutulmayacak bir anı bu Ayşe :)) fragman fazlasıyla ışıltılı görünüyor. o yüzden ben de sabırsızlanıyorum :D

March 31, 2010 1:32 AM  
Blogger Ayşe Şakarcan said...

"Hadi canım bu kadar da olmaz" diyeceksin belki ama, ondan 2 sene sonra Sarah Jessica Parker'ı New York'daki evinden çıkarken gördüğümü ve paparazzilerle birlikte fotoğrafını çektiğimi söylesem bir de...:) kabul ediyorum çok şanslıyım:)

March 31, 2010 5:49 AM  
Blogger socratic irony said...

yokkk artık :D e bu şansa loto falan oynuyor msn sen Ayşe: :D bize de tüyo versen :)))

March 31, 2010 5:51 AM  

Post a Comment

Subscribe to Post Comments [Atom]

<< Home