Sunday, November 21, 2010

storyteller is back!

photo by_carladawn


bize anlatılan masallarla büyürüz. 
iyi ya da kötü ne demek, o masallardan öğreniriz. 
daha o günlerde bile her kötü, "kötü" değildir bizim için. 
tom ve jerry'de, tom'u severiz. sylvester'ın bir kereliğine bile olsa tweety'i ham yapmasını isteriz. gargamel'in başına gelenlere üzülürüz. 
çocuk aklımızda "kötü"nün bir derecelendirmesini yaparız. 
çünkü biliriz ki, bunların hiç biri külkedisinin üvey annesi, pamuk prensesin peşindeki yaşlı cadı ya da clemetine'in korkulu rüyası ateş adam kadar kötü değildir.
çünkü inanırız ki, hayat da o kadar kötü değildir. 


dünyanın en keyifli işi bu olsa gerek, hikaye anlatıcılığı... 
"sıradan bir gün"le başlayan hikayeleri karakterlerle şekillendirip onları bambaşka yollara sürüklemek, asla cesaret edemeyeceğimiz sözleri söyletmek, ikilemler yaratarak dinleyenleri hikayenin içine eklemek...
benim de kıyısından köşesinden bulaştığım, kesinlikle dünyanın en keyifli işi!


bana anlatılan hikayelerle büyüdüm ben de. 
herkesin kendi hikayesini yazarken nelerle karşılaştığını izleyerek, onların hikayelerine dahil olarak, kimi zaman susup kimi zaman da avazım çıktığı ölçüde dahil olarak...


ve kendi hikayemi anlatmaya başladım.
kimi zaman sayfalarca kimi zaman da üç satırla, üşengeç bir ruh haliyle o an dinlemek isteyen kim varsa onunla paylaştım.
ve fark ettim ki, insan en çok kendi anlattığına inanıyor :)
iyi de olsa, kötü de olsa, en doğrusu en yanlışı da olsa biz ne söylersek "o" oluyor.
ağzımızdan çıkan her kelime hikayemizin bir parçası oluyor.
ve biz söylediklerimiz kadar yaşıyoruz.
söylediklerimiz, hikayemizin bir parçası oluyor.


uzun zamandır aklımda tuttuğum ve bir fırsatını bulup söylemek istediğim bir şey vardı.
bütün bu cümleler de aslında bu yüzden kuruldu.


"köprüler ve viyadükler yoldan önce donar." :D


storyteller is back!
where were we?

2 yorum:

Anonymous said...

Yazar cok tesekkurler...

Selamlar Elen

başak serdar said...

rica ederim Elen, yine bekleriz :)