bunları ben mi yaptım?
bir de utanmadan, kendini bilmezmiş gibi "storyteller is back" demişim-düelloya davet eder gibi. sonra tüymüşüm ortalıktan.
pek kimselere ses etmemişim.
iletişimde kaldığım birkaç kişi dışında bu "runaway" halinden umur olan da aslında pek yokmuş :D
kafamı gömüp bizi biz yapan metropol klişelerinin arasına saklandım mı sandınız? eğer öyleyse faka bastınız sevgili okur. çünkü bendeniz yeni hikayeler peşinde kasaba kasaba gezmekteydim. hadi kasaba olmasın ama aktivite aktivite olduğu kesin!
öncelikle Frida, İstanbul'a gelmiş. Durur muyum bir dakika! Gala ertesi miydi neydi, gittim, yerinde gördüm. garip kadınmış vesselam... kaşlar bir yana, kendisine ilk görüşteki hayranlığım bir gram eksilmedi. saygı, sevgi Frida'ya...
eat&pray&love'ı gami'de görmüştüm taa zamanında. sonra kitabını aldım. ben satıcıya parasını verirken filmi vizyona girdi. gönüllerin "pretty woman"ı julia ile kız kavgalarının son dönemdeki en önemli sebebi javier aynı filmde. ne kadar kötü olabilir ki? gittim gördüm. kitabı da okudum. ben bunları yaparken devam kitabının çıktığını (ye, dua et, evlen) söylememe gerek yok sanırım :p
yeni yıla harika bir giriş yaptık. sıkı dur! amsterdam'daydıkkk!
yes babe! şeytanın bacağını kırdık sonunda! hem de yılbaşında! daha ne kadar ünlem koysam azdır :))) o çiçekçiler, o coffeeshop'lar, o bisikletler, o her şeyin aynı dinginlikte akması... yeni yıla böyle girince tüm yıl aynı kafada olmayı bekliyor insan. (bu kafayla zor)
babylon senin ghetto benim hafta içi de dahil ne kadar konser varsa izledim. cemiyet hayatının gülen yüzü oldum. "yakaladık" haberlerinde el salladım.
şimdi böyle yazarken aklıma da gelmiyor pek. atladığım olmuştur tabii. keşke not alsaydım da hepsini uzun uzun anlatsaydım sevgili okur.
ama gepetto babaaaaaa!
burnum neden uzadı ki şimdi?
tüm bunları ben yapmadıysam kim yaptı?
(masalın devamı:
şehrin tam orta yerinde küçük bir kız yaşarmış.
hayaller kurarmış, normal, gündelik hayaller. olabilitesi yüksek olsun diye oturur yazarmış. sonra bir bakmış, zaman akmış. son kullanma tarihi geçmiş yazdıklarının. 9-6 sendromuna takılı kalmış. üstüne üstlük burnu uzamış. rötuş şart olmuş. bu masal da böyle bitmiş)
pek kimselere ses etmemişim.
iletişimde kaldığım birkaç kişi dışında bu "runaway" halinden umur olan da aslında pek yokmuş :D
kafamı gömüp bizi biz yapan metropol klişelerinin arasına saklandım mı sandınız? eğer öyleyse faka bastınız sevgili okur. çünkü bendeniz yeni hikayeler peşinde kasaba kasaba gezmekteydim. hadi kasaba olmasın ama aktivite aktivite olduğu kesin!
öncelikle Frida, İstanbul'a gelmiş. Durur muyum bir dakika! Gala ertesi miydi neydi, gittim, yerinde gördüm. garip kadınmış vesselam... kaşlar bir yana, kendisine ilk görüşteki hayranlığım bir gram eksilmedi. saygı, sevgi Frida'ya...
eat&pray&love'ı gami'de görmüştüm taa zamanında. sonra kitabını aldım. ben satıcıya parasını verirken filmi vizyona girdi. gönüllerin "pretty woman"ı julia ile kız kavgalarının son dönemdeki en önemli sebebi javier aynı filmde. ne kadar kötü olabilir ki? gittim gördüm. kitabı da okudum. ben bunları yaparken devam kitabının çıktığını (ye, dua et, evlen) söylememe gerek yok sanırım :p
yeni yıla harika bir giriş yaptık. sıkı dur! amsterdam'daydıkkk!
yes babe! şeytanın bacağını kırdık sonunda! hem de yılbaşında! daha ne kadar ünlem koysam azdır :))) o çiçekçiler, o coffeeshop'lar, o bisikletler, o her şeyin aynı dinginlikte akması... yeni yıla böyle girince tüm yıl aynı kafada olmayı bekliyor insan. (bu kafayla zor)
babylon senin ghetto benim hafta içi de dahil ne kadar konser varsa izledim. cemiyet hayatının gülen yüzü oldum. "yakaladık" haberlerinde el salladım.
şimdi böyle yazarken aklıma da gelmiyor pek. atladığım olmuştur tabii. keşke not alsaydım da hepsini uzun uzun anlatsaydım sevgili okur.
ama gepetto babaaaaaa!
burnum neden uzadı ki şimdi?
tüm bunları ben yapmadıysam kim yaptı?
(masalın devamı:
şehrin tam orta yerinde küçük bir kız yaşarmış.
hayaller kurarmış, normal, gündelik hayaller. olabilitesi yüksek olsun diye oturur yazarmış. sonra bir bakmış, zaman akmış. son kullanma tarihi geçmiş yazdıklarının. 9-6 sendromuna takılı kalmış. üstüne üstlük burnu uzamış. rötuş şart olmuş. bu masal da böyle bitmiş)





0 Comments:
Post a Comment
Subscribe to Post Comments [Atom]
<< Home